ANNEMİN ANISINA...

Beni ben yapan sonsuzluğa inanmamı sağlayan Annemin anısına;


Tam 30 yıldır, Nisan ayı benim için baharın değil ölümün ve kaybın ayı olmuştur. Annemi de babamı da farklı zamanların, değişen yılların başka günlerinde ama hep bir Nisan baharında kaybettim ben. Kader diye bir şey var mıdır bilmem! Eğer varsa benim kader zincirim, yaşam döngüm hep Nisan olmuş, yaşadığım bunca yılda Nisan hiç bir zaman bana güzel bir şey sunmamış, aksine hep korkutmuştur. 

Şöyle derdi Annem; "Tanıdığın her insan kendi benliğinde senin asla bilemeyeceğin, dışa vurmadığı onlarca savaş verir. O yüzden anlayışlı olmak kadar, kibar olmak da önemlidir. Bunu sakın unutma!"

Daha sonraları şu an kim olduğunu hatırlayamadığım bir yazardan ise şuna benzer bir şey okumuştum; "Anlatmadığımız acıdır bizi yıkacak olan." Bence; "anlatmadığımız" değil, anlatamadığımız acı, bizi kuvvetli kılar. 

Zaman hiç bir şeyi geride bırakmamızı sağlamıyor. Asla unutturmuyor. Sadece acıyı başa çıkabileceğimiz seviyeye indiriyor ki; devam edebilelim. 

Ve Facebook'da dün;
"There are two types of pains, one that hurts you and the other that changes you."  yazıyordu.

Ben şöyle bir ilavede bulunmak istiyorum; 
"And there' is one more type of pain, that hurts you first, and then changes you forever."

Bugün benim için Annem! Bugün 12 Nisan 1995...



Do Not Stand At My Grave And Weep

Do not stand at my grave and weep
I am not there. I do not sleep.
I am a thousand winds that blow.
I am the diamond glints on snow.
I am the sunlight on ripened grain.
I am the gentle autumn rain.
When you awaken in the morning’s hush
I am the swift uplifting rush
Of quiet birds in circled flight.
I am the soft stars that shine at night.
Do not stand at my grave and cry;
I am not there. I did not die.


Mary Elizabeth Frye


O.../

Yorumlar

Popüler Yayınlar