BU BİR BLOG YAZISI DEĞİLDİR... NAR!


"Bilinç akışı" tekniğini severim... Bir içsel diyalogdur. Geldiği gibi yazıya dökmektir. Hesapsızdır. İçtendir ama içten pazarlıklı değildir. Bu tekniği kullanan yazarları da ayrı bir severim. 

Bilinç akışı demeyelim tabii ne haddime de, 'bir fotoğrafın ve önümde akan insan kalabalığının, daldan dala zihnimde doğurdukları!' diyelim. Bu bağlamda da parantez açalım; Woolf'un iki yeni baskı kitabı çıkmış. Biri Kırmızı Kedi'den. Diğeri şu an aklımda değil. 

Kırmızı demişken kış geliyor. Kış, meyvesi ile geliyor... Sokağa  bakıyorum herkes mevsimin dönmesi ile birlikte siyahlara bürünüyor. Siyaha bürünüp yağmurun ardında gökkuşağı arıyor insanlar. Siyaha bürünüp maviye özlem duyuyorlar. Bir denize dalıyor bakışları bir göğe değiyor nazarları. 

Ama istisnasız herkes kırmızıyı en sol yerinde taşıyor. 
Nar gibi !


"Dürtme içimdeki narı
Üzerimde beyaz gömlek var" *


der, Birhan Keskin bir şiirinde... Çoğu zaman kimseye gerek kalmaz, biz dürteriz o narı. Hiç olmadı hayat dürter yılların akışında. Kimimiz beyaz giyer, kimimiz siyah. Kimimiz denize çalar tanelerini. Kimi de, nardan bihaber yaşar!

"Serin bir rüyanın hatırınadır
çektiğim dünya ağrısı." **

Dürtmekten değil de, çürütmekten korkmalı narı. Bu ülkede yaşıyorsak; sırtı umuda dayayıp, sabrı dantel gibi işleyip, yüreği sağlam tutmalı...

"Tamamla"(n)malı!

O.../

[resim altı hayat seyir defteri replikleri]

*  Birhan Keskin, Penguen 2 şiirinden
** Birhan Keskin, Zümrüdüanka şiirinden alıntıdır.  




Yorumlar

Popüler Yayınlar