KISACA!

"Ben ırkçı bir insan değilim."

"Ötekileştirmeyi sevmiyorum aslında, ama..."


"Ben çok mantıklı bir insanım. Daima aklım, duygularımdan önde gelir." 


"Gerçekçi bir insanım ben."


"Amacım asla seni yargılamak değil."


"Seni anlamaya çalışıyorum, fakat...."


"Seni aramıyor sormuyor olmam düşünmüyorum anlamına gelmiyor, sadece..."


"Seni seviyorum, ancak ayrılmamız birbirimizi daha çok yıpratmamak adına en doğrusu."


"Sevgi fedakarlık ister."


"Nasıl yaparsın bunu bana? Nasıl?"



Yukarıdaki örneklerde, kişiler; 



Irkçıdır.


Ötekileştirmenin alasını uygular.


Mantıklı asla düşünemez. Duygularının önde gelip gelmemesi ile ilgili sözleri sarf etmesi bir şey ifade etmez çünkü zerre kadar duygusal biri değildir. Sadece bencildir.


Gerçekçilik ile 'sadece benim gerçeğim' arasındaki farkı bilemez.


Yargılamam derken bile yargılayan kendisidir. Empati yeteneği varsa bile, bilerek kullanmaz.


Anlamaya çalışıyorum dediği anda, yani aslında anlamadığını ifade ettiği anda, anlamak için çaba sarfetmetmekten uzak düşmüştür artık.


Birini düşünmek, muhakkak aramak sormak anlamına gelmez. Rutine bağlanan bir arayıp sorma hali yerine, gün içinde karşı tarafın sezgisine -ortak anı, ortak müzik, sevdiğini bildiğin bir şey vb-sunulan minik, minicik bir hatırlatma çok daha değerlidir. Senleyim, buradayım demenin binlerce yolu vardır. 


Seven, gerçekten seven insan yıpranmaktan, sevdiği ile yıpranmaktan asla korkmaz, kendini geri çekmez, böyle bir yalana sığınma gereği duymaz.


Fedakarlık istenmez. Bir şeyler feda edilecekse asla dile getirilmez. Fedakarlığı isteyen sevgi değil, kişinin kendidir. Sevgi yolunu zaten kendiliğinden bulur.


Yapılan her hareketin öncesinde bir başka oluşum mutlaka vardır. Hiçbir şey birbirinden bağımsız gelişmez. Suçlu aramak sadece kendini aklamaktır. 



Kısaca;


Hiç kimse aslında, olmadığını düşündüğü şeyi söyleme gereği duymaz.  olmadığını söylediğin şeyi, deneyimlemeden bilemezsin.  
En basit şekliyle şöyle analatayım; tıpkı pul biberi hiç tatmamış birinin dilindeki yanmayı anlamasının mümkün olamayacağı, ya da daha soyut bir örnekle, yalan söylemiyorsan yalanı bilme ihtimalin de yoktur! gibi.

Irkçı, ötekileştirmeyen, mantıklı, duygusal, gerçekçi, yargılamayan, anlayan, düşünen, seven, fedakar, dengeli olduğunu söylemene asla gerek yoktur. Bunlar senin davranışlarına, konuşmalarına, sesine, konumuna, giyimine, verdiğin tepkilere, çevrene, çevren olarak seçtiğin vakit geçirdiğin insan profiline varana kadar yansır. Senin bunları olumlu veya olumsuz özelliğin olarak sunman bir şeyi değiştirmez. Görünür... Bugün görünmezse, yarın görünür!


Bir kişi hakkındaki kanı, daima karşı tarafın perceresinde oluşur. Bunu belirlemek değil, ama sabırla elemek, yine aynı sabırla yoğurup, hazırlayıp karşılıksız, koşulsuz, vazgeçmeden ve sessizce ona sunmak senin elindedir. 


"İnsanın hamurunda olmalı."


veya


"Onun mayası bozuk"



gibi deyişler, tam da bu yüzden vardır. Hamurunu iyilik sevgi ve şefkatle yoğurmak da, mayayı bozmak da senin elindedir. Bozuk mayayı iyi hamur gibi sunanlarsa yukarıda yazdıkalarım. 

Hamuru iyi olan bunu dillendirme gereği duymaz.
Çünkü "ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz"!


O.../



Yorumlar

Popüler Yayınlar